Malzeme pasaportları ve döngüsel ekonomi
Sosyal medyada paylaşın

Malzeme pasaportları ve döngüsel ekonomi

Küresel ısınmanın etkisinin dünya genelinde son yıllarda daha da belirgin hale gelmesi sonucunda sürdürülebilirlik ve geri dönüşüm gibi kavramları daha sık duymaya başladık. Geri dönüşüm denince akla genellikle plastik, kağıt, cam ve evsel atıklar geliyor. Peki, inşaat ve yıkıntı atıklarının da geri dönüştürülebildiğini biliyor muydunuz? Hatta geri dönüşebilen malzemelerden yeni yapıların inşa edilebildiğini?

Yukarıda yönelttiğimiz soruları cevaplandırırken, Avrupa Birliği ve Türkiye’de nasıl gelişmeler oluyor ve geri dönüşümün önündeki bazı engeller neler bunlara değinelim.

Doğada atık ve atık sahaları olmadığı gerçeğinden yola çıkarak her şeyin aslında bir kaynak olduğu ve dünyada ekonomik işleyişin ancak döngüsel yapılması halinde doğal dengenin korunabileceği anlatısı son yıllarda önem kazandı. Bu olguya literatürde “döngüsel ekonomi (circular economy)” adı verildi. Günümüz dünyasında uygulanan Al - Yap - At (Take - make – waste) sürecinde doğal kaynaklardan elde edilen hammaddeler çeşitli işlemler sonucunda nihai ürün haline getirildikten sonra kullanılıp atılıyor. Örneğin, üretiminde çeşitli metaller kullanılan ve sofistike proseslerden geçirilip son tüketiciye sunulan bir beyaz eşya, 10-15 yıl kullanıldıktan sonra katı atık sahalarında benzer ürünlerle depolanıyor, ilk başta bu ürünü meydana getiren doğal malzemeler doğaya dönemiyor ve ne yazık ki döngü tamamlanamıyor.

Halbuki doğada her şey yeniden değerlendirilip kullanılıyor... İşte buradan hareketle enerji ve hammadde tasarrufu sağlamak için doğrusal ekonomik sistemin döngüsel şekle sokulması gerekiyor. Bu doğrultuda 2015 yılında kabul edilen Döngüsel Ekonomi Paketi (Circular Economy Package) Avrupa’nın bu sisteme geçişini desteklemek amacıyla oluşturulmuş ve ikincil hammaddelerin yeniden kullanımı amaçlanmış.

İnşaat ve yıkıntı atıklarının geri dönüşümdeki yeri

“Dönüşüm” inşaat ve yıkıntı atıkları için de kritik önem taşımakta. Uzmanlar sürdürülebilirliğin kök salması için iş modellerinin yeni baştan kurgulanması ve inşaat atık yönetimine en baştan yapılar tasarım aşamasındayken başlanması gerektiğini vurguluyor. Her yapıyı birer malzeme bankası olarak gören ve bu doğrultuda döngüsel ekonomide ilerlemeyi amaç edinmiş projeler de mevcut ve artmakta. Örneğin, Malzeme Bankaları Olarak Binalar (Buildings as Material Banks, BAMB) 2020 Projesi buna bir örnek teşkil ediyor. Bu projenin işlerlik kazanması için de “malzeme pasaportu” kavramı geliştirilmiş. Özellikleri tam bilinmeyen materyaller geri dönüştürülemez fikrinden yola çıkılarak geliştirilen malzeme pasaportu ile inşaat atıklarının azaltılması ve daha etkin yönetimi amaç edinilmiş. Böylelikle geri dönüşüm zamanı gelen bir yapı bünyesinde hangi hammaddeden ne kadar mevcut olduğunun takip edilmesiyle geri dönüşüm sürecinin etkinliği artırılmış oluyor.

Avrupa Konseyi Atık Çevre Direktifi [Waste Framework Directive (2008/98/EC)] kapsamında, kaynak kullanımında etkinliği ve verimliliği artırmak konusunda AB üyesi ülkeler; atıklarının ağırlık bakımından %70’inin, 2020’ye kadar geri dönüştürebilir olmasını hedef olarak koymuş durumdalar.

Peki, geri dönüşüm önündeki başlıca engeller ve bunlar için çözümler nelerdir?

Avrupa Çevre Ajansı’nın (European Environment Agency/EEA) 2018 Nisan ayında yayınladığı rapordan ve IDEA Consult tarafından Avrupa komisyonu için hazırlanan belgeden derlenen inşaat ve yıkıntı atıklarının geri dönüşümü önündeki başlıca engeller ve çözümler şöyle sıralanabilir:

Türkiye’de bu konuda ne tür gelişmeler oluyor?

Ülkemizde inşaat ve yıkıntı atıklarının tekrar değerlendirilmesi konusunda gelişmeler olmakta. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Yüksek Planlama Kurulu tarafından hazırlanan “Ulusal Geri Dönüşüm Strateji Belgesi ve Eylem Planı 2014–2017” raporuna göre ülkemizde yılda 125 milyon ton hafriyat toprağının değerlendirildiği ifade edilmiş. Seçici yıkımın önceliklendirilmesi ve inşaat atıklarıyla hafriyat toprağının karıştırılmaması gerektiğinden bahsedilmiş. Eylem planı belgesi, geri dönüşüm ve geri kazanım arasında kavramsal bir ayrım yapmakta olup geri kazanımı atıklardan enerji üretimi, geri dönüşümü ise atıkların gerekli proseslerden geçirilerek yeni amaçlar dahilinde kullanılabilecek hale getirilmesi şeklinde tanımlıyor.

İstanbul’da bir düzineden fazla resmi katı atık depolama sahası bulunuyor. Kentsel dönüşüm dolayısıyla yüklü miktarda inşaat molozu ve hafriyat toprağı bu sahalara boşaltılıyor. İstanbul Çevre Yönetimi Sanayi ve Ticaret A.Ş. (İSTAÇ)’nin 2017 yılı faaliyet raporuna göre, anılan yıl İSTAÇ tesislerinde toplam 83 milyon ton hafriyat atığının depolandığı ifade ediliyor.

Yapı malzemelerinin yeniden kullanılabilmesi; seçici yıkımın tercih edilmesi akabinde ayıklama, temizleme ve tamirat yapımını da gerekli kılar. Bu tür uygulamaların sistemsel hale gelmesi ve uygulanabilirliğinin artırılmasında sanal pazar yeri olarak bilenen platformlar büyük katkı sağlıyor. Buna güzel bir örnek olan ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği (SKD Türkiye) tarafından proje yönetimi gerçekleştirilen “Turkey Materials Marketplace” uygulamasında, ikinci el malzemelerin yeniden kullanımının doğru kaynak ihtiyacı ile eşleştirilmesi hedeflenmekte. Bu tür platformların yaygınlaşması ve daha çok kullanılması döngüsel ekonomi için önemli.

İnşaat ve yıkıntı atıklarının geri dönüşümünün kazanımları neler olacak?

Her geri kazanılan inşaat ve yıkıntı atığı; o malzemenin yeniden üretilmesi için kullanılacak enerjiden tasarruf edilmesi, gerekli hammadde ve yarı mamul ürünlerin yurtdışından daha az ithal edilmesi ve bu sayede daha çoğunun yerel olarak tedarik edilebilmesi anlamına geliyor. Tüm bu unsurlar aynı zamanda ülkeden döviz çıkışını da azaltıyor.

Artık yeni bir ekosistemin kapıları aralanıyor. Yeni iş kolları doğuyor. Sürdürülebilir yaşama yeşil bir katkı yapılmış oluyor. Bu gelişimin pozitif sonuçları ortada, ama bundan ne kadar istifade edebileceğimiz tercihlerimiz ve uygulamalarımız doğrultusunda belirlenecek. Geri dönüştürülebilir atıklar sadece yeniden kullanılabilecek hale gelmekle kalmayacak aynı zamanda ilave istihdam sağlayarak ekonomiye reel katkı da sağlayacaktır. Bu bütün paydaşlar için Kazan-Kazan durumudur.

Yeşil kalın, doğal kalın, hoşça kalın.

Bunlar da ilginizi çekebilir