
TSKB, doğal kaynakların daha etkin, verimli, yenilikçi ve adil kullanımı alanında üstüne düşen görevleri yerine getirmeye; dünyada ve Türkiye’de iklim değişikliği başta olmak üzere çevre konulu inisiyatiflerin sürekli ve öncü destekçisi olmaya kararlıdır. TSKB, çevresel sorunların ve özellikle sera gazı emisyonunun yarattığı olumsuzluklarla mücadele için global çaplı, etkin ve koordineli bir çerçevenin derhal hayata geçmesinin gerekliliğine inanan bir kurumsal vatandaştır.
TSKB’nin çevresel yolcuğu iki dönemde gelişerek bugünlere ulaşmıştır:1980-2005 yılları TSKB’nin çevre konusunda sergilediği örnek inisiyatifleriyle sektörde yeni bir yaklaşımın tohumlarını attığı bir döneme işaret etmektedir.
Bu dönemde TSKB, çevre faktörünü kredi değerlendirme süreçlerinde tamamen kendi inisiyatifiyle dikkate almış, projelerin çevresel yükümlülüklerinin yerine getirilmesini özenle gözetmiştir.
Gerçekleştirdiği bu uygulamalarla TSKB çevresel faktörleri Türkiye’de 1993 yılında yürürlüğe giren Çevresel Etki Değerlendirme Yönetmeliği’nin çok öncesinde bankacılık ve kredilendirme pratiğinin bir parçası olarak içselleştirmeye başladığını ve bu konudaki öncülüğünü işaret etmektedir.
TSKB, aynı kapsamda 1990’lı yıllarda çevre yatırımlarını finanse etmek üzere uluslararası piyasalardan kaynak temin etmiş ve Türk sanayisine ilk çevre kredilerini sunan banka olmuştur.

| Bankacılık ve Çevre İlişkisi |
Dünyada bankacılık sektöründeki en güçlü trendlerden biri, ekonomik sürdürülebilirliğin çevrenin sürdürülebilirliği ile koşut olduğu gerçeğinin etrafında şekillenmekte; bankacılık ve çevre birçok noktada buluşmaktadır. Bankacılık sektöründe çevresel ve dolaysıyla sosyal konular iki başlıkta ele alınmaktadır:
Bankacılık-çevre ilişkisinin ortaya çıktığı en önemli alan kurumsal kredilendirme faaliyetleridir. Çağdaş uygulamalarda bankalar bir “çevre ajanı” rolü ile çevresel konuları gözeten ve gerekli çevresel izin ve eylem planlarını alan yatırım projelerini finanse ederek sürdürülebilir kalkınma modelinin oluşumuna katkıda bulunmaktadırlar. Bankacılık sektörü için çevresel risk, kredilendirilen projede ortaya çıkabilecek çevresel konularda gerekli önlemleri almaması sonucu yatırımcının karşı karşıya kalacağı maddi riskin finansör bankaya doğrudan veya dolaylı olarak yansımasıdır. Finansal riskten daha da önemlisi, çevreye duyarlı olmayan yatırımların finanse edilmesinden dolayı bankanın da karşı karşıya geleceği “itibar riskidir” ve maddi risklerden daha da büyük önem taşımaktır. Proje sahibinin finanse edilen yatırımla ilgili çevresel önlemleri almadığı bir durumda, finansör banka tanımlanması ve ölçülmesi çok güç olan itibar riskine maruz kalmaktadır. Kaynak: TBB Bankacılar Dergisi, Eylül 2009, Sayı:70 / Hülya Kurt – Finansal Kurumlar için Çevre ve Sürdürülebilir Bankacılık |
Çevre, TSKB’de çok uzun yıllardan beri özenle ve dikkatle izlenen önemli bir konudur.
Banka’nın kredi değerlendirme raporlarından alınan aşağıdaki alıntılar bunun en somut örneklerini oluşturmaktadır...