01.01.2010

Türkiye'nin En Büyük Enerji ve Çevre Fuarı ve Konferansı ICCI 2010 Gerçekleştirildi

Enerji sektörünün en önemli buluşma noktası 16.Uluslararası Enerji ve Çevre Fuarı ve Konferansı ICCI 2010 bu yıl birçok ilke ev sahipliği yaptı.

Türkiye'nin en önemli enerji ve çevre konferans fuarı ICCI 2010'a katılan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, konferansta yaptığı konuşmada Rusya ile imzalanan “Akkuyu Sahasında Nükleer Güç Santrali" yapımına ilişkin anlaşmaya istinaden “Dışarıdan bakan olmayalım, nükleer güç santrali yatırımında 40 yıllık kaybımızı giderelim. 40 yıldır en iyisi teklifi değerlendirmek yerine kötüsünü bile seçmiş olsaydık bugün çok daha iyi noktada olurduk" dedi.

Sektörel Fuarcılık tarafından bu yıl 16'ncısı düzenlenen ICCI 2010 Uluslararası Enerji ve Çevre Fuarı ve Konferansı 12-14 Mayıs 2010 tarihlerinde gerçekleştirildi.

ICCI 2010'un başlıca gündem maddeleri; elektrik üretim ve dağıtım özelleştirmeleri, enerji mevzuatı kapsamında lisans yönetmeliği, yerli kaynak kullanımı ve arttırılması için hedefler, enerji yatırımlarının finansmanı, yenilenebilir enerji ve hukuki düzenlemeler, enerji verimliliği, strateji belgesi, doğal gaz ve petrol piyasalarındaki gelişmeler ve AB çevre faslı ve iklim değişikliği oldu.

ICCI 2010'da bu yıl ilk kez enerji sektöründe yeni işbirliklerinin oluşmasına yönelik ikili görüşmeler de düzenlendi. Yaptıkları çalışmalarla temiz enerji alanında önemli adımlar atmış olan İspanya ve Avusturya ise ikili görüşmelerde, ülke bazında yer alan ICCI 2010 katılımcılarını birlikte işbirlikleri geliştirmeye davet ettiler.

Fuarın açılışında bir konuşma yapan Sektörel Fuarcılık Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Bulak, enerji üretiminin çeşitlendirilerek özelleştirmeye devam edilmesi gerektiğini vurguladı. Özellikle yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımına ilişkin yatırımlara hız verilmesi gerektiğini belirten Bulak, "Dünyada bu alanlara bugünden yatırım yapmayanlar gelecekte enerjisiz kalacak. Türkiye'nin bu noktada enerji üretiminde riskini dağıtması için rüzgar, güneş, su, atık ve jeotermal enerjiye yatırım yapması gerekiyor" dedi. Yaşanan global krizin, Türkiye'de enerji yatırımları için çok önemli fırsatlar yarattığına dikkat çeken Bulak, "Türkiye'nin enerjisinin kesilmemesi için 2020 yılına kadar 100 milyar dolara yakın yatırım yapması gerekiyor. Aksi takdirde geleceğimize gölge düşebilir" dedi.

EPDK Başkanı Hasan Köktaş ise konuşmasında Türkiye ekonomisin küresel krizin etkilerini her alanda üzerinden attığını bu alanda en hızlı toparlanmanın ise enerji sektöründe olduğuna dikkat çekti. Köktaş, elektrik ve doğalgaz talebinde yılın aynı dönemine göre görülen yüzde 9 ila 18 oranındaki artışın bunun en büyük göstergesi olduğunu söyledi.

Bu yıl kurulu güçleri 40 ila 144 megavat arasında değişen 10 adet hidroelektrik santrali devreye alınacağını açıklayan Köktaş, Türkiye'de hidroelektirik santrali lisanslarının yüzde 90'ının yatırıma değil lisans ticaretine konu olduğu ve bu işten birilerin haksız yere milyarlarca dolar gelir elde ettiği savının da doğru olmadığını söyledi. Köktaş, “Tüm ekonomik ve mali kriterleri ile gerçek bir yatırımcı olduğu bilindiği halde enerji gibi sonucu 3-4 yıldan evvel alınamayan sermaye yoğun yatırımları yapamayanlar olmuştur, olacaktır. Bu şirketler kendilerine ortaklar bulabilecek ya da sektörden çekilebileceklerdir. En önemlisi ise bu hisse devirleri sayesinde bazı önemli yabancı şirketlerin bu sektöre girip yatırımları üstlenmiş olması çok önemlidir. " dedi.

Dünyada 2 milyon kişinin enerjiye sağlıklı erişemediğini dile getiren Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı ve Organizasyon ve Danışma Komitesi Başkanı Selahattin Çimen, enerji üretiminin sorunsuz ya da sağlıklı gerçekleştirilebilmesi için sürdürülebilirlik ve enerji finansmanın önemine dikkat çekti. Çimen, iklim değişikliği ve karbon emisyonu nedeni ile nükleer enerjinin giderek önem kazandığını açıkladı. Türkiye Kojenerasyon ve Temiz Enerji Teknolojileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Özkan Ağış ise ICCI 2010'un açılış konuşmasında, nükleer enerji santralleri yapımında hükümetin kararlılığını bütün güçleriyle desteklediklerini belirterek “ Türkiye, nükleer teknolojiden daha fazla uzak duramaz. Ancak, uygulamada gerek santral dizaynında, gerekse nükleer atıkların yok edilmesinde dünyanın en yeni teknolojilerinin kullanılmasına önem ve öncelik verilmelidir" dedi.

ICCI 2010'da düzenlenen basın toplantısında bir konuşma yapan Uluslararası Enerji Ajansı Baş EkonomistiDr. Fatih Birol; dünya petrol ve doğal gaz piyasalarındaki son gelişmeler, uluslararası iklim değişikliği görüşmelerindeki mevcut durum ile nükleer ve yenilenebilir enerjide dünya ve Avrupa'daki eğilimleri değerlendirirken, bu gelişmelerin Türkiye'nin enerji sektörünü nasıl etkileyebileceğine de dikkat çekti. Birol konuşmasında; önümüzdeki 20 yıllık dönem için geliştirilen enerji senaryosunu; "Petrol ana enerji kaynağı olmaya devam edecek. Irak petrol yatakları geliştirilmek için genellikle açık ve göreceli olarak ucuz. Politikacılar iyimser bir şekilde hızlı kapasite artışı olacağını iddia ediyor. Fakat alçakgönüllü bir başarı bile –mevcut üretimin ikiye katlanması- küresel petrol pazarı için muazzam bir etki yaratabilirdi. Ana sorunlar ise güvenlik, altyapı eksikliği, su ve personel olacak." şeklinde açıkladı.

ICCI 2010 ikinci günü olan 13 Mayıs Perşembe günü Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız'ı ağırladı. Taner, Türkiye'nin alanında en önemli yenilebilir enerji ve çevre fuarı ICCI 2010'da, Türkiye ile Rusya arasında Mersin-Akkuyu'da inşa edilecek nükleer santrale ilişkin imzalanan hükümetler arası anlaşmaya ilişkin açıklamada bulundu.

Yıldız, açıklamasında öncelikli olarak Türkiye ile Rusya arasında imzalanan "Akkuyu Sahasında Nükleer Güç Santrali'nin Tesisine ve İşletmesine Dair İşbirliği Anlaşması'nın, iki ülke arasındaki ilişkilerin geliştirilmesinin yanı sıra enerji arz güvenliğinin çeşitlendirilmesi açısından önemine dikkat çekti. Nükleer Santral yatırımının sadece enerji üretimi açısından değil, getireceği teknolojilerin açacağı yeni açılımlar açısından da değerlendirilmesi gerektiğine vurgu yapan Yıldız, “Dışarıdan bakan olmayalım, nükleer güç santrali yatırımında 40 yıllık kaybı giderelim. Bu konudaki son ihale 1998 yılında açılmıştı. Bu ihalede en iyi yerine kötüsünü bile seçmiş olsaydık, ülke olarak çok daha iyi noktada olurduk. Nükleer güç santralleri, sadece elektrik üretmek değildir. Sebep-sonuç münazarası yapıldığında getirdiği teknoloji ile yeni üretim ve ürün alanları yaratır. Uç alanlarda üretim yapmayı mümkün kılar. Nükleer enerji bilimsel, mühendislik seviyeyi yükseltir,1998 yılında yapılan son nükleer enerji yatırımına ilişkin ihalede siyasi otorite kararlı olsaydı bugün bunları konuşmamız gerekmezdi" dedi.

Yıldız, ICCI 2010'da yaptığı konuşmada Rusya ile imzalanan anlaşmanın, Samsun-Ceyhan Petrol Boru Hattı'na petrol aktarma da içerdiğini söyledi. Boğazlardaki tanker trafiğinin yaşattığı tehlikeyi de azaltacağını ifade eden Yıldız, 20 milyar yatırım büyüklüğündeki nükleer güç santralinin sahip olduğu kapasitenin Karakaya ve Keban barajlarının göre 3-4 kat daha fazla olacağını bunun da Türkiye'nin geleceği için önemi olduğuna değindi.

ICCI 2010 sonrası Yunanistan, Avusturya ve Azerbaycan'a giderek yeni görüşmelerde bulunacağını söyleyen Yıldız, enerji tüketim oranlarının Türkiye'de küresel kriz öncesi oranları yakaladığını bunun da memnuniyet verici olduğunu ifade etti. Yıldız, yenilebilir enerji yatırımları konusunda da açıklama yapan Yıldız, halen TBMM'de bekleyen yasa tasarısının yakında sonuçlandırılarak, yatırımcıya alım garantisi için verilecek fiyatın da yakın zamanda açıklanacağını söyledi.