NAZAN TANÖVER
TSKB/Umum Müd. Sekreteri
Ben Nazan TANÖVER (GENÇ). 1943 Ankara doğumluyum. İlkokulu memleketim Kastamonu’da, orta ve liseyi Ankara TED Kolejinde okudum. 1961’de İstanbul’a geldim. 1967 yılında (ben ve birçok kimsenin adını bilmediği) Türkiye Sınai Kalkınma Bankası’nda Umum Müdür Muavini Merhum Özhan EROĞUZ beyefendinin sekreteri olarak işe alındım. Tophane’deki yeni bina bugünkü ölçülere göre oldukça mütevazı idi. Özhan Bey, Umum Müdür Muavinliği’ne kısa bir süre önce atanmıştı. Kendisiyle daha doğru dürüst tanışmadan altı aylık bir staj için ABD’de Dünya Bankası’na (International Bank for Reconstruction and Development) gönderildi. İşe başladığım ilk gün maaş, bir hafta sonra da ikramiye verdiler. Maaş tamam ama henüz pek de bir iş yapmadan ikramiye (bir maaş tutarındaydı) verilmesi çok mutlu etti. Meğer yılda dört ikramiye ve Banka’nın kârlılık durumuna göre temettü (bir buçuk veya iki maaş tutarında kâr payı) veriliyormuş. İlk görüşme için Kabataş’taki, uzmanların çalıştığı başka bir binaya (Dursun Han) gitmiştim. Merhum İbrahim ÖNGÜT Beyefendi’nin sorularına biraz tedirgin cevaplar verdim. Kendisi nazik, kültürlü ve de yakışıklı biriydi. Bana mülakat sonunda, sizi Genel Müdürlükten bize bırakmazlar demişti, nitekim öyle de oldu. Özhan Bey, ABD’den dönünceye kadar Umum Müdürlük katında çalışmam ve Banka hakkında bilgi edinmem istendi. Umum Müdür Merhum Reşid EGELİ Beyi, İdare Meclisi Reisi Merhum Bülent YAZICI Beyi ve diğer azaları bu süre zarfında tanıdım. Özhan Beyden başka iki Umum Müdür Muavini daha vardı. Her ikisi de yaşça büyük ve kıdemliydiler. İktisat ve Maliye uzmanları Baha KAYALIOĞLU Beye, mühendisler ise Fikret ÖRS Beye bağlı çalışıyorlardı. Merhum İsmet İNÖNÜ döneminde başlatılan görüşmeler neticesinde Banka 1950 yılında kurulmuştur. Sınai Kalkınma Bankası Türkiye’nin dış dünyaya açılan yüzü gibiydi. Orta ve küçük ölçekli özel teşebbüsün sanayi yatırımlarına döviz kredisi veren tek bankaydı. Katı bürokratik kurallar pek yoktu. Özhan Bey ABD’den döndükten sonra vaktiyle satın alınmış olan Kabataş’taki arsaya banka için yeni bir bina inşası gündeme geldi. Tophane’deki bina yeterli değildi. Kabataş’taki Dursun Han’da çalışanlar öğlen yemeği ve evrak işleri için karda kışta Tophane’deki binaya gelmeleri gerekiyordu. Bir gün belediyeden geldiklerini söyleyen iki kişi ısrarla Özhan Bey ile görüşmek istediklerini söylediler ama konuyu söylemediler. Görüşme sırasında Özhan Bey muhasebe müdürünü çağırmamı istedi. Görüşme bitip adamlar gittikten sonra öfkeli bir halde dışarı çıktı. Belediyeden geldiklerini söyleyen adamlar bankanın yemekhanesi olarak kullanılan en üst katının kaçak olduğunu ve yıkılması gerektiğini söylemişler. Muhasebe Müdürü Ruşen Bey sözlü olarak istenen cezayı ödemiş ve böylelikle kaçak kat yıkılmaktan kurtulmuştu. Özhan Bey mesleğinin ilkelerine bağlı bir hesap uzmanıydı. Yeni binanın inşası daha da önem kazanmıştı. Kabataş’taki arsa deniz seviyesindeydi bu nedenle temel açısından sorun yaratıyordu. Ünlü yüksek Mimar Metin HEPGÜLER, AEA Mühendislik modern teknoloji ile bu sorunların üstesinden gelerek arsaya bugünkü TSKB binasını inşa ettiler. Yeni bina inşa edilirken eski binada İngiltere merkezli Arthur Anderson Firmasından getirilen iki yazılım uzmanı bir yıla yakın bir süre bankanın evrak sisteminin bilgisayar sistemine entegre edilebilmesi için çalıştılar. Yeni bina bittikten sonra IBM firması bankaya özel donanımlı bir odaya bilgisayar odası kurdu. Yeni TSKB binası Türkiye’deki en modern ve teknolojik binaydı. Özhan Bey gurur duyuyordu. Neticede ayrılık sona ermiş ve bütün banka çalışanları bir araya gelmişti.
Banka ile ilgili hatıralarımın ufak bir kısmını aktardım. Vefat edenlere Allah’tan rahmet diliyorum. Çalışanlara ve emeklilere saygı ve sevgilerimi sunuyorum. TSKB’nin 75. Kuruluş Yıldönümünü Kutluyorum.
Sevgili TSKB daha nice yıllara.
Ben Nazan TANÖVER (GENÇ). 1943 Ankara doğumluyum. İlkokulu memleketim Kastamonu’da, orta ve liseyi Ankara TED Kolejinde okudum. 1961’de İstanbul’a geldim. 1967 yılında (ben ve birçok kimsenin adını bilmediği) Türkiye Sınai Kalkınma Bankası’nda Umum Müdür Muavini Merhum Özhan EROĞUZ beyefendinin sekreteri olarak işe alındım. Tophane’deki yeni bina bugünkü ölçülere göre oldukça mütevazı idi. Özhan Bey, Umum Müdür Muavinliği’ne kısa bir süre önce atanmıştı. Kendisiyle daha doğru dürüst tanışmadan altı aylık bir staj için ABD’de Dünya Bankası’na (International Bank for Reconstruction and Development) gönderildi. İşe başladığım ilk gün maaş, bir hafta sonra da ikramiye verdiler. Maaş tamam ama henüz pek de bir iş yapmadan ikramiye (bir maaş tutarındaydı) verilmesi çok mutlu etti. Meğer yılda dört ikramiye ve Banka’nın kârlılık durumuna göre temettü (bir buçuk veya iki maaş tutarında kâr payı) veriliyormuş. İlk görüşme için Kabataş’taki, uzmanların çalıştığı başka bir binaya (Dursun Han) gitmiştim. Merhum İbrahim ÖNGÜT Beyefendi’nin sorularına biraz tedirgin cevaplar verdim. Kendisi nazik, kültürlü ve de yakışıklı biriydi. Bana mülakat sonunda, sizi Genel Müdürlükten bize bırakmazlar demişti, nitekim öyle de oldu. Özhan Bey, ABD’den dönünceye kadar Umum Müdürlük katında çalışmam ve Banka hakkında bilgi edinmem istendi. Umum Müdür Merhum Reşid EGELİ Beyi, İdare Meclisi Reisi Merhum Bülent YAZICI Beyi ve diğer azaları bu süre zarfında tanıdım. Özhan Beyden başka iki Umum Müdür Muavini daha vardı. Her ikisi de yaşça büyük ve kıdemliydiler. İktisat ve Maliye uzmanları Baha KAYALIOĞLU Beye, mühendisler ise Fikret ÖRS Beye bağlı çalışıyorlardı. Merhum İsmet İNÖNÜ döneminde başlatılan görüşmeler neticesinde Banka 1950 yılında kurulmuştur. Sınai Kalkınma Bankası Türkiye’nin dış dünyaya açılan yüzü gibiydi. Orta ve küçük ölçekli özel teşebbüsün sanayi yatırımlarına döviz kredisi veren tek bankaydı. Katı bürokratik kurallar pek yoktu. Özhan Bey ABD’den döndükten sonra vaktiyle satın alınmış olan Kabataş’taki arsaya banka için yeni bir bina inşası gündeme geldi. Tophane’deki bina yeterli değildi. Kabataş’taki Dursun Han’da çalışanlar öğlen yemeği ve evrak işleri için karda kışta Tophane’deki binaya gelmeleri gerekiyordu. Bir gün belediyeden geldiklerini söyleyen iki kişi ısrarla Özhan Bey ile görüşmek istediklerini söylediler ama konuyu söylemediler. Görüşme sırasında Özhan Bey muhasebe müdürünü çağırmamı istedi. Görüşme bitip adamlar gittikten sonra öfkeli bir halde dışarı çıktı. Belediyeden geldiklerini söyleyen adamlar bankanın yemekhanesi olarak kullanılan en üst katının kaçak olduğunu ve yıkılması gerektiğini söylemişler. Muhasebe Müdürü Ruşen Bey sözlü olarak istenen cezayı ödemiş ve böylelikle kaçak kat yıkılmaktan kurtulmuştu. Özhan Bey mesleğinin ilkelerine bağlı bir hesap uzmanıydı. Yeni binanın inşası daha da önem kazanmıştı. Kabataş’taki arsa deniz seviyesindeydi bu nedenle temel açısından sorun yaratıyordu. Ünlü yüksek Mimar Metin HEPGÜLER, AEA Mühendislik modern teknoloji ile bu sorunların üstesinden gelerek arsaya bugünkü TSKB binasını inşa ettiler. Yeni bina inşa edilirken eski binada İngiltere merkezli Arthur Anderson Firmasından getirilen iki yazılım uzmanı bir yıla yakın bir süre bankanın evrak sisteminin bilgisayar sistemine entegre edilebilmesi için çalıştılar. Yeni bina bittikten sonra IBM firması bankaya özel donanımlı bir odaya bilgisayar odası kurdu. Yeni TSKB binası Türkiye’deki en modern ve teknolojik binaydı. Özhan Bey gurur duyuyordu. Neticede ayrılık sona ermiş ve bütün banka çalışanları bir araya gelmişti.
Banka ile ilgili hatıralarımın ufak bir kısmını aktardım. Vefat edenlere Allah’tan rahmet diliyorum. Çalışanlara ve emeklilere saygı ve sevgilerimi sunuyorum. TSKB’nin 75. Kuruluş Yıldönümünü Kutluyorum.
Sevgili TSKB daha nice yıllara.