Yapısal Dönüşüm İçin Çevresel Ürünler
2024 yılında dünya ihracatındaki payı %12’ye ulaşan çevresel ürünler (çevreye verilen zararı ölçmeye, önlemeye, sınırlandırmaya, en aza indirmeye veya gidermeye yönelik üretilen mal ve hizmetler) hem ekosistem dostu dönüşüm hem de Türkiye ekonomisinin yapısal dönüşümü için fırsatlar sunuyor. Ekonomik Kompleksite Atlası (EKA) metodolojisini kullanarak yaptığımız hesaplamalar çevresel ürünlerde rekabet gücü kazanmanın Türkiye ekonomisinin yapısal dönüşümünü destekleyeceğini gösteriyor1.
Her bir ürün, o ürün için gerekli girdilerin bir dizi ardışık işlemden geçirilmesi sonucu ortaya çıkar. Bir ürünü üretmek için hangi girdilere ihtiyaç duyulduğunu ve hangi işlemlerin ne sırada yapılması gerektiğini bilmek gerekir. Başka bir deyişle, üretmek için üretken bilgiye yani yeteneğe ihtiyaç vardır. İşte EKA metodolojisinin temelinde ürünlerin onları üretmek için gereken üretken bilgiyi taşıdığı varsayımı yatıyor. Metodoloji ülkelerin ihraç ettikleri ve rekabet gücüne sahip oldukları ürün bilgisini kullanarak birkaç önemli metrik geliştiriyor2.
Metodolojinin temel metriklerinden biri olan Ürün Kompleksite Endeksi (ÜKE) üretken bilgiyi temel alıyor. Bir ürünü üretmek için ne kadar fazla üretken bilgi kullanılıyorsa, ürün o kadar kompleksleşiyor ve ÜKE değeri yükseliyor. Metodoloji ayrıca ürünleri birbirleriyle, ülkeleri de ürünlerle ilişkilendiriyor. Buna göre, iki ürünün birlikte ihraç edilme olasılığı arttıkça ürünler birbirine o kadar benzer oluyor. Bir ülkenin rekabet gücüne sahip olduğu ürünlerinin belli bir ürüne benzerliği arttıkça ülkenin o ürüne yakınlığı artıyor. Ülkenin rekabet gücünün olmadığı (yeni) tüm ürünlerin belli bir ürüne benzerliklerinin toplamı ise ürünün o ülke için bağlantı gücünü ya da patikasını gösteriyor.
345 çevresel ürünü 5.261 diğer ürünle karşılaştırdığımızda çevresel ürünlerin medyan ÜKE’sinin diğer ürünlerin yaklaşık iki katı olduğunu görüyoruz. Bu, çevresel ürünlerin daha fazla üretken bilgi taşıdığı ve daha kompleks ürünler olduğu anlamına geliyor. Ayrıca çevresel ürünler diğer ürünlerden daha yüksek bir medyan patika değerine sahipken iki ürün grubunun medyan yakınlık değerleri birbirine oldukça benzer. Başka bir ifadeyle, çevresel ürünler ülkelerin rekabet gücünün olmadığı (yeni) ürünlere daha benzer fakat ülkeler sahip oldukları yetenek setiyle her iki ürün grubunu aynı kolaylıkla üretebilir.
Çevresel ürünlerin yapısal dönüşüm için sunduğu fırsat işte bu sonuçlarla belirginleşiyor. Çünkü bu ürünler diğer ürünlerden daha bilgi yoğun, yani daha kompleks. Yapısal dönüşüm ülkelerin giderek daha kompleks ürünler üretmesini gerektirdiğine göre daha fazla çevresel üründe rekabet gücü kazanarak yapısal dönüşümü desteklemek mümkün. Ayrıca çevresel ürünlerin daha yüksek bağlantı gücüne sahip olması, çevresel ürünlerde rekabet gücü kazandıkça yeni ürünlerde rekabet gücü kazanmanın daha kolaylaşacağı anlamına geliyor.
Türkiye 2024 itibarıyla 345 çevresel üründen 77’sinde rekabet gücüne sahip. Kalan 268 ürün Türkiye için potansiyel yeni ürün. Hesaplamalarımız yukarıdaki gözlemlerin bu yeni ürünler için de geçerli olduğunu gösteriyor: yeni çevresel ürünler yeni diğer ürünlere göre daha kompleks ürünler ve iki ürün grubu da Türkiye’nin mevcut yetenek stokuna hâlâ aynı yakınlıkta. Dahası, yeni çevresel ürünlerin Türkiye’nin yetenek setine daha yakın olanlarının daha yüksek bağlantı gücüne sahip olduğu görülüyor. Başka bir deyişle, Türkiye yetenek setine en yakın yeni çevresel ürünleri üreterek diğer yeni ürünlere daha fazla yaklaşmış olacak. Bu da yeni çevresel ürünler kaynaklı potansiyel kazanımların daha fazla olduğuna işaret ediyor.

Türkiye yeni çevresel ürünleri üretmeyi başararak yalnızca ekosistem dostu dönüşümün daha fazla temel girdisini üretmekle kalmayacak, aynı zamanda ekonomisinin yapısal dönüşümünü de destekleyecek.
[1] TSKB Ekonomik Araştırmalar, 2026. https://www.tskb.com.tr/uploads/file/sanayinin-ve-donusumun-hikayesi-cevresel-urunler.pdf
[2] Açıklanmış Karşılaştırmalı Üstünlük (AKÜ) oranı 1,5’ten büyük olan ürünlerde rekabet gücü olduğu kabul edilmiştir.