Küresel Turizm Aktivitesinde 2026 İçin Temkinli İyimserlik Hâkim
Geride bıraktığımız 2025 yılı, küresel turizm sektörü açısından pandeminin izlerinin tamamen geride bırakıldığı yıl olarak akılda kalacak. 2025’te 1,52 milyar turist uluslararası seyahat gerçekleştirirken, sağlanan yıllık %4’lük büyüme ile hem pandemi öncesi (2019 yılı) kaydedilen turist sayısı ilk kez rekor seviye ile aşılmış oldu hem de 2009-2019 arasını kapsayan dönemde yakalanan %5’lik ortalama büyüme oranına oldukça yaklaşıldı1. Ziyaretçi sayısında Asya-Pasifik (+%6,3) ile Afrika (+%7,8) yakalanan büyümede itici güç olurken, Avrupa %3,8 artış ile dünya geneline yakın bir performans gösterdi. Türkiye’nin de içinde bulunduğu Güney Avrupa ülkelerinde büyüme %3,3’te kaldı. Pandemi sonrası dünya geneline göre daha hızlı toparlanmayı başaran Güney Avrupa’da turist sayısı 2019’a göre %12 daha yüksek kaydedildi. Dünya Turizm Örgütü (DTÖ) 2026’da turist sayısına ilişkin beklentisini %3 ile %4 arasında büyüme yönünde açıkladı. DTÖ’nün sektör paydaşlarıyla gerçekleştirdiği anket de ılımlı bir iyimserliğe işaret ediyor. Öte yandan geçtiğimiz yılı olumsuz yönde etkileyen jeopolitik riskler ve seyahat harcama kalemlerinde izlenen yüksek enflasyon, anket katılımcıları nezdinde 2026 yılında da dünya turizm aktivitesinde aşağı yönlü risk taşıyan unsurlar olarak nitelendirilmeyi sürdürüyor.

Görünüme Türkiye perspektifinden baktığımızda gözümüze ilk olarak Akdeniz Çanağı’ndaki bazı rakip ülkelerin oldukça güçlü performansları çarpıyor. Ülkemizde yabancı ziyaretçi sayısı 2025’te bir önceki yıla göre anlamlı değişim göstermezken, Mısır (+%20), Fas (+%14), Güney Kıbrıs (+%12) gibi destinasyonlar bölge genelinden olumlu ayrıştılar. Turistlerin seyahate dair tercihlerinin fiyata daha duyarlı hale geldiği mevcut ekonomik konjonktürde2 Türkiye’de otelcilik sektörü girdi maliyetlerindeki yükselişi fiyatlara yansıtmak zorunda kalırken, bu durum ana turizm pazarlarından (Almanya ve İngiltere gibi) gelen talebi ve tesis doluluk oranlarını sınırlayıcı bir faktör oldu. 2025 sonu itibarıyla konaklama ve yiyecek hizmetleri sektörü üretici fiyat endeksinin 12 aylık ortalamalara göre değişimi %39 olmuştu. Bu oran hem hizmet üretici fiyat endeksindeki hem de tüketici fiyat endeksindeki değişimin üzerinde bir artış anlamına geliyor.
Türkiye geçtiğimiz yıl geleneksel olarak güçlü olduğu çeşitli pazarlardaki kayıplarını, ABD, Polonya, Romanya gibi farklı kaynak pazarlardan çektiği turist ile kapatabildi. Önümüzdeki dönemde Mısır ve Fas gibi deniz-kum-güneş turizminde Türkiye ile rekabet içindeki ülkelerin tesis kapasitelerini ciddi ölçüde artırma planları3 olduğu göz önünde bulundurulduğunda, turizm aktivitesini 12 aya yayma ve kaynak pazarları çeşitlendirme çabalarının önemini koruyacağı söylenebilir. Örneğin geçtiğimiz yıl Türkiye’deki sayıları 300 bini aşan Çinli turistler, kültür ve gastronomi gibi turizm alanlarına olan ilgileri ve diğer turist gruplarına kıyasla yüksek harcama tutarları ile önemli bir odak noktası olmayı hak ediyorlar. Bu noktada yakın dönemde Çin vatandaşlarına yönelik getirilen vize muafiyetinin etkilerini yakın zamanda görmemiz olası. Daha uzun vadede ise artan çevresel ve iklimsel baskılar yalnızca Türkiye’yi değil tüm Akdeniz destinasyonlarını ilgilendiren ana gündem maddesi olarak öne çıkıyor. Doğal olarak TSKB Ekonomik Araştırmalar yayınları önümüzdeki dönemde büyümenin yanı sıra kapsayıcı, onarıcı ve iklim dirençli turizm yaklaşımlarının da ne ölçüde hız kazanabildiğine odaklanacak.
[1] Dünya Turizm Örgütü. (2026). World Tourism Barometer
[2] https://wttc.org/news/consumers-in-favour-of-sustainable-travel-but-cost-is-king-reveals-wttc-report
Bunlar da İlginizi Çekebilir